Bak beyim. Sana iki çift lafım var

"Kübizm"akımından etkilenip Kübik olarak adlandırıldım.
Geceleri uyumam; gündüzleri,bünyemi uykusuzlukla terbiye ederim.
Büyüyünce vejetaryen olacağım inşalla.
Not ettiysen,içeri girebilirsin.

Bazen o kadar çok özlüyorum ki, nefes alamıyorum.


Tam olarak bu.

  • "Kadınlarla başetmek zordur ahbap. Eninde sonunda, onların aptallığı senin aşkını aşar."

  • "Ha?"

  • "Aşık mısın?"

  • "Eee, evet?"

  • "Aşk nedir?"

  • "Nedir?"

  • "Bir erkeğin, tek kadınla yetinmek için, canını dişine takması, tepinmesidir."

    sanki

    uçtuğumu resmedip

    ırmağıma süzülüp

    göğsüme dolsan

    AMINA KOYİM

    AMINA KOYİM

    [Flash 9 is required to listen to audio.]

    aslında adile hanım,

    siz gittikten sonra hiç gülmedik.

    sevmedik adam gibi hiç, sevmedik.

    bir daha öyle yangın görmedik.

    bir gün dönersiniz diye bekledik.

    Yüzyüzeyken Konuşuruz @ Bağımsız Festival

    degildir:

    yakşamlar.

    9-12 mayıs arasında kadıköy - dunia’da bu sene ilki gerçekleşecek olan bir müzik festivali yapılacak.
    valla süper gruplar çıkıyor,
    biz de 10 mayıs perşembe günü çıkıp çalacağız.


    festivalin facebook etkinliğini sizinle paylaşalım. 

    festival ayrıntılarını ve çıkacak diğer grupları etkinlik sayfasından  görebilirsiniz. 

    http://www.facebook.com/events/204645669646021/?ref=ts

    kucukkene:

    Plain White T’s - Rhythm Of Love

    Bizim bir yönetici var, çokkomik adamjlgaömsadasbd

    Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir

    Bir yazı kaleme almak, beyin kıvrımlarının içinde sinsice gezinen düşünceleri, kalbinin sol karıncığının arasına sıkışmış, hatta oraya sinmiş duyguları beyaz bir kağıda, ya da beyaz olması önemli değil, herhangi bir şekide dışa vurmak, anlatmak.

    ‘Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir.’ diyor Yılmaz Erdoğan. Yazmak benim için akşamları yatmadan önce saçındaki tokayı çıkarıp sessizce masana koymak gibi bir şey. Dışarıdan bakılınca en ince ayrıntı gibi duran; ama yapılmaması durumunda geceleyin başını acıtan, ince bir sızıyla uyanmak gibi bir şey. Sabahları kalktığında elmaya koşup sarılmak gibi. Yokluğu büyük bir boşluk, varlığı inanılmaz bir ferahlık. Aklından geçenleri ve kulağına üzengiden gelen sesleri beyaz bir kağıda aktarmak, misafirliğe gittiği yerde avucuna dökülen kolonyayı çenesine sürdükten sonra serinlediğini hisseden insan gibi. Sabaha kadar konuşup rahatlayamayan, kalemi eline aldığı an kol kaslarının gevşediğini hisseden; kalemin kağıtla buluştuğu an çıkan sese kendini kaptırıp giden bir yazar, bir şair, ya da ne bileyim, bir çocuk gibi…

    Her şey yazılabilir bir kağıda. Anneni yazarsın, babanı. Onları ne kadar çok sevdiğini. Sevemediğini. Özlediğini. Her şeyini yazabilirsin. Bütün alfabe senindir. Mürekkep senin, kağıt senin. Sol memenin altındaki cevher senin. Tek harf yazıp bırakabilirsin, parmaklarını nasır tutana dek parçalayabilirsin de…

    Her şey yazılabilir beyaz bir kağıda. Ne kadar çok sevdiğin, sevildiğin. Tasvir zordur belki ve zaman, mekan fark etmez yazman için. Kalp kapakçığın saniyede yüz altmış - yüz yetmiş kere açılıp kapanır ve sen ses tellerini bile titretmeden yüzlerce şey söylersin o anda. Dudakların mühürlüdür ama istediğin an herkesin duyabileceği gürlükte konuşabilirsin.

    “Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir” diyor şair.

    Ve ekliyor: “Senin dışında”

    SFDŞSAHDFSALDFAASŞLSAGK

    SFDŞSAHDFSALDFAASŞLSAGK